BAŞKANLIK SİSTEMİ.../ Sefa KOYUNCU

2014-06-22 22:41:00

-Lütfen hatırlayalım.
12 Eylül 2007 referandumunda sandık başına gitdik.
Yüzde 69 oranında “Evet” oyuyla milletçe bir karâr verdik.
-Neydi o karâr?
“Cumhurbaşkanını halk olarak doğrudan biz seçeceğiz.”
Doğrudan halkoyuyla devlet başkanının seçildiği sistemin adı nedir?
-Başkanlık!
Evet, devlet başkanını doğrudan halkın seçmesi, “başkanlık sistemi”nin temel şartıdır.
-Gerisi teferruat!
Biz, referandumda “Evet” diyerek, tercihimizi başkanlıkdan yana ortaya koyduk.
Halk olarak üzerimize düşeni yapdık.
-Şimdi söz, TBMM‘de.
İki başlılık tehlikesi
Esâsen, TBMM yeni anayasayı yaparken, bundan sonraki cumhurbaşkanını halkın seçecek olması realitesini dikkate almak zorundadır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı ekolden geldikleri ve fikirleri büyük ölçüde uyuşduğu için bugün ciddî bir problem ortaya çıkmıyorsa da, bu durum, ilânihaye böyle sürüp gidecek demek değildir. Üstelik, yeni göreve gelecek cumhurbaşkanı; mevcut yetkilerine halkoyunun da eklenmesiyle güçlenerek otomatikman “yarı başkan” konumuna yükselecek ve bu gücü, kendisini bu makâma getiren halk yararına kullanmak isteyecekdir. Tabî’atıyle, seçilmiş başbakan da aynı şekilde halkın ve anayasanın kendisine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirmek durumundadır.
-İki başlılık tehlikesi de işte tam bu noktada ortaya çıkıyor.
-Tıpkı; Demirel-Özal ve Ecevit-Sezer dönemlerinde olduğu gibi.
Hatırlarsanız; Başbakan Süleyman Demirel, bir türlü anlaşamadığı merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal‘a hakârete varan sözler sarf etmişdi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de tartışdığı Başbakan Bülent Ecevit‘in önüne anayasa kitapçığı fırlatarak, 2001 ekonomik krizinin patlak vermesine yol açmışdı.
-TBMM, yeni anayasada, bu tür iki başlılığın tekrâr etmesini önleyecek düzenlemeler yapmalıdır ki, bunun da en kesin ve kestirme yolu “başkanlık sistemi”ne geçmekdir.
Referandumda başkanlığa, yüzde 69’la “Evet” dedik
İktidâr, meseleyi TBMM‘de çözmenin yollarını aramalı, siyâsî partiler de, vaktiyle merhum Özal‘a yapdıkları gibi sırf Başbakan Erdoğan‘a muhâlefet olsun diye halkın “başkanlık” isteğini göz ardı etmemelidir.
-Konu şahsî değil, ülkenin geleceğiyle ilgilidir.
Mevcut Parlamento aritmetiğinde muhâlefet, halk irâdesinin yeni anayasaya yansımasına engel mi oluyor?
O zamân da tekrâr referanduma gidilmeli, “başkanlık sistemi”ni isteyip istemediği halka açıkca sorulmalıdır.
Lütfen hatırlayalım.
-Milletce, 12 Eylül 2007 referandumunda, “başkanlık sistemi”ne yüzde 69’la “Evet” dememiş miydik?
Mesaj yerine ulaşmamışsa, sandıklar gelsin (ki, 10 Ağustos 2014’de geliyor) bir kere daha “Evet” diyelim.
-Üstelik bu defâ da, en az yüzde 70’le!.. (20.5.2012 Türkiye)

LİNKLER:
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/genel/a478939.aspx
www.turkiyegazetesi.com.tr/sefa-koyuncu/535823.aspx
http://arsiv.tgrthaber.com.tr/haber/758352.html
http://mavizaman.com/content/view/143/72/ 

34
0
0
Yorum Yaz