CHP'nin unutulmaz burs kazığı! - Sefa Koyuncu

2010-08-20 00:36:00

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Tarafsızlık, ikiyüzlülüğün maskesi...)

CHP’NİN UNUTULMAZ BURS KAZIĞI!


Şimdi sıkı durun! Dünyanın neresinde, adında ‘halk’ kelimesi geçen bir siyasi parti, belediyelerin öğrencilere verdiği bursu (para yardımı) iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesine dava açar? Cevabı düşünedurun... Sen fakirlik nedir, bilir misin? Ben çoluk çocuğumla kışın aç bîilaç soğukta tir tir titrerken, birkaç torba un, kömür verene; üniversitedeki evlâdıma harçlık gönderemezken, birkaç lira yardım yapana -kim olursa olsun- Allah razı olsun derim! Yardımsever kişi, kurum veya kuruluşun; siyaset, ticaret, gösteriş niyeti olsa bile; bu fakiri hiç mi hiç ilgilendirmez! Şimdi, meydanlarda ‘halkçılık edebiyatı’ yaparak, rızkını kestirdiği ‘yoksul halk’tan, utanmadan oy isteyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na soruyorum:
“-Öğrenci burslarını iptal ettirdiğin dava dilekçesine ‘ıslak imza’ koyarken, vicdânın hiç titremedi mi?”

HALKIN YÜZ KARASI
CHP’li vekillerin, 3 Mart 2004’de yaptığı şikâyet üzerine Anayasa Mahkemesi, belediyelerin üniversite öğrencilerine burs vermesini yasakladı (10 Mart 2009). Türkiye genelinde yaklaşık 300 bin öğrenciyi harçlıksız bırakmakla CHP; bu öğrencilerin (şehid, emekli, dul, yetim) ailelerini de perişan etti! Doğu ve Güneydoğu’daki fakir ailelerin, (sosyal yardımla) beyaz eşya sâhibi olmasını da çok gördü... Eeee! En başta sormuştum ya! Cevap lütfen...
“-Sizce, CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu, ‘halk’ dostu mu?”

Sefa Koyuncu-Türkiye,
13 Temmuz 2010 Salı
sefa.koyuncu@tg.com.tr

 

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=454228

 

Xxx

 

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Parçalama, birleştir Behçet!..)

REFERANDUMDA YILDIZLI ‘EVET!’

12 Eylül referandumunda ‘Evet’ oyu vermek için, binbir sebep var. Ben kendimce, -hiçbir etki altında kalmadan- birkaçını sıralayayım: Hâlen yürürlükte olan anayasa (1982), bundan önceki gibi (1961) ‘darbe anayasası’ değil mi? Evet! Öyleyse, darbecilerin değil, seçilmiş sivillerin yaptığı yeni anayasa için, ‘Evet!’ Değişikliğe karşı çıkanlar kim? Başta, Türkiye‘nin lider ülke olmasının önündeki en büyük engel, mahkemeci CHP değil mi? Sonra, MHP ve BDP; değişikliğe, ilerlemeye, kalkınmaya, ‘Birlik ve kardeşlik projesi’ne (açılım) karşı çıkmıyorlar mı? En hayatî meselemiz olan PKK terörüne karşı alınacak tedbirlerde -sırf partizanlık olsun diye- hükümete destek vermekten kaçınmıyorlar mı? Cevâbım da, oyum da ‘Evet...’

“-İlerlemenin önündeki paslı prangaları kırmak için, ‘Evet’!..”

ANKETLER NE DİYOR?
Benim ‘Evet’ de, başkalarının fikri nasıl? İnternetteki yorumlara baktım... “Evet, çünkü bu ülkeyi, bir kesimin atadığı 11 kişiden fazlası yönetecek (İbrahim Bostancı).” “En az yüzde 60 ‘Evet’ çıkacağına inanıyorum (ki, anketler de yüzde 60’ı gösteriyor). ‘Hayır’ diyenler de, -ülkeyi düşündüklerinden değil-, sırf AK Parti yaptı diye ‘Hayır’ oyu verirler (Remzi Kardeş).” Nette binlerce, milyonlarca ‘Evet’ oyu var! ‘Hayır’ diyen yok mu? Elbette var! Onlarla da, ‘ret cephesi’ ilgilensin...
“-Benim ilgi alanım sağduyu sâhipleri, yani pozitif düşünenler!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye,
12 Temmuz 2010 Pazartesi

sefa.koyuncu@tg.com.tr

 

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=454112

 

 

xxx

 

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Jüristokrasiye karşı, demokrasiye evet!..)

KANADOĞLU, BU DEFA MORARDI!

Anayasa değişiklik paketinin, daha TBMM‘de görüşüldüğü sırada, 110 milletvekilinin imzasıyla 10 gün içinde iptal davası açılabileceği açıklamasıyla, CHP’ye kılavuz kaptanlık yapan Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesinin ret kararı karşısında şoke oldu. Daha önce, 367 dayatmasını ortaya atan, Anayasa Mahkemesinin -184. maddedeki kesin yasağa rağmen- anayasa değişikliklerini sâdece şekil bakımından değil, esasa girerek de inceleyebileceği hukuksuzluğunu savunan Kanadoğlu; açtığı kötü çığırın, ‘metin yazma’ya kadar uzandığını görünce, “Bu kadarına da pes!” demek zorunda kaldı. Evet, yüksek mahkeme üyeleri, esasa girmesine girmişlerdi ama... Bu defa, hoş bir sürpriz yaptılar:
“-Kanadoğlu, iptal kapısında heyecanla beklerken, yargıçlar, ret penceresinden çıkıverdiler!..”

MAHKEMENİN HANDİKABI
Habertürk’te, Balçiçek Pamir’in ‘Karşıt görüş’ programına katılan Sabih Kanadoğlu‘nu, canlı yayına bağlanan Fatih Altaylı‘nın sorusu bocalattı. İşte o soru: “TBMM’de kabul edilen metinden çıkarmalar olunca, yeni bir metin yazılmış oldu. Anayasa Mahkemesinin, anayasa metni yazma yetkisi var mı?” Esasen, “Mahkeme kendini Meclis’in yerine koydu” eleştirilerinin odak noktası da bu sorudaydı. Kanadoğlu, Altaylı’nın sorusunu, -TBMM’nin hakkını ister istemez teslim ederken- öfkeyle karışık bir şaşkınlık içinde cevapladı:
“-Anayasa Mahkemesinin, anayasa metni yazma yetkisi yok!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye,
11 Temmuz 2010 Pazar
sefa.koyuncu@tg.com.tr

 

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453990

 

xxx

 

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Yasama, yürütme, yargı=altı kargı!..)


AK PARTİ’NİN ANAYASA ZAFERİ!

CHP, Anayasa değişiklik paketini mahkemeye götürüp, TBMM‘yi, dolayısıyle milleti şikâyet etmemiş olsaydı, bu kadar gerginlik ve tantanaya gerek kalmadan, referanduma gidilecekti. Normal olan da buydu. Meclis’te görüşülürken muhâlefetin engellemeleri, ardından tasarının yargıya taşınması da dikkate alındığında; CHP’nin, paketin şekil yönünden tamamiyle iptali talebinin reddedilmiş olması, AK Parti için de, millet için de bir zaferdir. Hayırlı olsun! Şekil yönünden iptal edilmiş olsaydı, her şey bitmiş, referandum yolu da kapanmış olacaktı. Bu açıdan karar, yüksek yargının, mızıkçı CHP’ye attığı şiddetli bir tokat oldu! Yüksek mahkeme yargıçlarına, ne kadar teşekkür etsek, az...
-”CHP’nin, paketin hepten iptali hevesini kursağında bıraktılar ya!..”

BİLE BİLE LÂDES!
Dikkat edilirse itirazlar paketin açılarak, içinden birkaç cümlenin cımbızla çekilip çıkarılmasından daha çok, ‘yetki gasbı’ üzerinde yoğunlaşıyor. “Anayasa Mahkemesi, bundan sonraki değişiklikleri de esastan denetleyecek mi?” sorusuna, Başkan Haşim Kılıç’ın verdiği cevap da manidâr: “Bu defa öyle oldu ama, yarın ne olacağı belli olmaz!” Bu itiraf da gösteriyor ki, yüksek mahkeme, yetkisini aştığının farkında... Anlaşılan bu kör düğümü yine millet, TBMM ve Osman Can, Ali Rıza Çoban ekolü hukukçular çözecek! Ne demişler:

“-Mahkeme kadıya mülk değil!..”

Sefa Koyuncu – Türkiye, 10 Temmuz 2010 Cumartesi

sefa.koyuncu@tg.com.tr

 

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453875

 

xxx

 

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Bukalemun: Muhteşem sürüngen...)

TAM BİR BEKRİ MUSTAFA!

Medreseyi terk edip içkiye başlayan ve sarhoşların şâhı diye anılan Bekri Mustafa, Sultanahmet Câmii‘nin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır. Fakat namazı kıldıracak imam, ortada yoktur. Bekri Mustafa’yı, “cenaze namazını sen kıldır” diye, zorla öne geçirirler. Bekri, namazdan sonra, tabutun kapağını açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar. Cemaat, merak edip sorar:
“-Ölüye ne söylediniz?”
Bekri Mustafa’nın cevabı:
“-Ona dedim ki; âhirete gidiyorsun, dünyanın ahvâlinden sorarlarsa, Bekri Mustafa, Sultanahmet’e imam oldu deyiver, oradakiler gerisini anlar!”
Siirt Pervari‘deki Doğanköy‘de, köylülere şehidler için Fâtiha okutan, sonra da Giresun‘a gidip, CHP Milletvekili Eşref Karaibrahim’in kızı Buket’in nikâhında rakı içen, Kemal Kılıçdaroğlu da, CHP‘ye genel başkan oldu...
“-Artık, gerisini siz anlayın!..”

FIRILDAK KEMAL
“CHP genel başkanlığına aday değilim” deyip, ertesi gün adaylığını ilân eden; “Başbakan, terör konusunu görüşmek için çağırırsa hemen giderim” şeklinde konuşup, peşinden, “Başbakan benim ayağıma gelsin” diyen; “Kızlar üniversiteye başörtülü gidecek” açıklamasını yapıp, sonra da bu sözünü inkâr eden Kılıçdaroğlu gibiler için, ‘Fırıldak adam’ türküsünde, Mahzuni, bakın ne diyor:
“Yüz karası bu âlemin düşkünü,
Baykuş gibi virânede işin ne!
Cemlerin şeytanı, yollar şaşkını,
Ey utanmaz, meyhânede işin ne!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye,
09 Temmuz 2010 Cuma
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453772

 

xxx

 

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Tırmananlardan mısın, uçurulanlardan mı!..)


ERTUĞRUL, NUMARANI İSTEDİĞİN YERE TAŞI!

Ertuğrul Özkök, Hürriyet‘teki köşesinde evlere şenlik bir yazı yazmış. “Bu yazıyı yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim. Mayınlı bir araziye girip oramı buramı paramparça etmekten çekindim. Korktum...” diyerek, dramatik hâle getirmeye çalıştığı yazısında dediği, özetle şu: “Türklerle Kürtler beraber yaşamaya mecbur mu? Federasyon dâhil, bölünmeyi tartışalım.” ‘Kırmızı!’ Güldürdün beni Ertuğrul; son ‘numaran’ bu mu? Bu ülkede yaşayan 72 milyonun böyle bir derdi olmadığına göre, kiminle tartışacaksın? Türkiye’de Türklerle Kürtler bir arada yaşamaya sâdece mecbur değil, aynı zamanda mahkûmdur! Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı‘nın da, “Ayrılma kozunu, Türklerin ve Kürtlerin önüne koyalım” diye yazdığını belirtiyorsun ya; en iyisi siz, Orhan Bursalı’yla birlikte İmralı‘ya gidip bu konuyu, işin uzmanı olan bölücübaşıyla, ay ışığında tartışın! Romantik olur. Hem niye korkuyorsunuz ki, hiç korkmayın...
“-Türkiye’de komedyenlere kimse dokunmaz!..”

SELİM İLE TARİFE
Ertuğrul Özkök, köşesinde sergilediği bölücülük performansıyla ilgili NTV‘de Banu Güven‘in haber programına da çıktı. Öyle çelişkili lâflar ediyordu ki, dinlerken aklıma Vodafone reklamındaki Selim (Şafak Sezer) ile Tarife (Begüm Birgören) geldi. Aynen, Selim’in, vıdı vıdı yapan Tarife’ye dediği gibi...
“-Ertuğrul, ‘numaran’ı istediğin yere taşı!..”

“-Giderken, Allah aşkına şu ‘Kırmızı!’yı da götür!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye, 08 Temmuz 2010 Perşembe
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453645

 

xxx

 

İğnelik

Kibrit kutusu:
(Ney sustu, dinle vuvuzeladan...)

TERÖR NEDEN BİTİRİLEMİYOR?


Binlerce askerini PKK terörüne kurban veren, hemen her gün şehidlerinin acısını kalbine gömen; engellilerin bile- bir günlüğüne de olsa- kıt’aya gitmek için can attığı bu ülkede, askerlik yapmayan parti liderlerinin varlığını düşünebiliyor musunuz? Şimdiye kadar düşünmediyseniz, ciddi ciddi düşünün! Terör niye bitirilemiyor? İşte bu ikiyüzlü ‘vatan borcu’ kaçakları yüzünden! Askeri de milleti de anlamıyor, sâdece oy hesabı yapıyorlar!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan askerliğini, Tuzla Piyade Okulu ve İstanbul Kâğıthane‘deki Hasdal Kışlası, 3. Kolordu, 6. Piyade Tümeni, 77. Piyade Alayı, Karargâh Servis Bölüğü’nde, yedek subay olarak yaptı. Göğsünü gere gere biyografisine yazmış!
“-Diğer genel başkanlar da askerlik durumlarını açıklasınlar da, kimin ne olduğunu bilelim!..”

ASKER KAÇAĞI BAKAN
1991’de DYP‘den Bilecik milletvekili seçilen Bahattin Şeker, 1995’te kurulan 54. hükümette gençlik ve spordan sorumlu devlet bakanı olarak görev aldı. Sahte belgelerle bedelli askerlik yaptığı kesinleşince, (43 yaşında) yeniden askere alındı. ‘Sahte çürük raporu’ davasında, kapatılan DTP‘nin genel başkanı Nurettin Demirtaş (37 yaşında, 15 ay) askere alındı (2008). Sıra kimde?

“-Askerlikten bir yolunu bulup kaytaran diğer parti liderlerinde!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye, 07 Temmuz 2010 Çarşamba
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453541

 

xxx

 

İğnelik

> KILIÇDAROĞLU ASKER KAÇAĞI MI?

Haydaaa! Şimdi bu da nereden çıktı mı diyorsunuz? Arz edeyim: İnternette, Kılıçdaroğlu‘nun Çukurca‘daki sınır karakollarını ziyaretiyle ilgili vatandaş yorumlarına bakıyordum. Habervitrini.com‘da, Erdal‘ın, “Eğilse ne olur ki, adamda boy yok, çömelse hepten kaybolacak, askerlik yapan herkes siperin ne olduğunu bilir. Kılıçdaroğlu askerlik yapmamış herhalde...” yorumunu okuyunca beynimde bir şimşek çaktı. Sahi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, askerliğini nerede ve ne olarak yapmıştı... Merak edip, onlarca, Kemal Kılıçdaroğlu biyografisi taradım; askerlik yapıp yapmadığına dair en ufak bir ipucu bulamadım. Lütfen bu konuda biri beni aydınlatsın... Kılıçdaroğlu askerlik yaptı mı, yapmadı mı? Yanlış anlaşılmasın...
“-Bilgi edinme hakkımı kullanmak istiyorum!..”

BİYOGRAFİ ETİK DEĞİL
En son, CHP internet sitesine baktım. Oradaki özgeçmişte de Kemal Kılıçdaroğlu‘nun askerlik durumuyla ilgili en küçük bir bilgi yok! Askerlik şubesine gidip gitmediği bile belli değil: http://www.chp.org.tr/ genelbaskan-ozgecmis.aspx Er miydi, yedek subay mı, bedelli mi yaptı, çürüğe mi çıktı, boyu mu tutmadı, kaçak mı; vatandaştan gizlenen ne?
“-Kılıçdaroğlu askerlik yapmadıysa -ki öyle görünüyor- neyi tartışıyoruz?”
“-Siperde çömelse ne yazar, dikilse ne!..”

Sefa Koyuncu –Türkiye,
05 Temmuz 2010 Pazartesi
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453276

 

xxx

 

İğnelik

RAHŞAN HANIM DUYMASIN!

Kılıçdaroğlu; Deniz Zeyrek‘le Zihni Erdem‘e verdiği mülakatta, “Kızlar üniversiteye türbanla gidecek!” deyince, tabiatiyle Radikal de müjdeyi manşete taşıdı. Ancak her zaman olduğu gibi inkâr gecikmedi; Kılıçdaroğlu, Radikal‘e gönderdiği tekzibde, “Söylemediğim bir sözü manşetten yayınlamanız etik değil!” deyiverdi. Değerli meslektaşlarımızın etik oldukları gâyet net de; Kılıçdaroğlu‘nun etik (ahlakî) davranmadığı bir şey daha var: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu röportajda; -kurultayda seçilirken şapkasını giydiği- Bülent Ecevit’i, ‘ekonomiyi iyi yönetememekle’ suçluyor. Bu durumda etik olan, Rahşan Hanımın CHP‘den, tası tarağı toplayıp -hem de derhâl- çekip gitmesi! (Yapar mı yapar; bildiğim Rahşan, Bülent‘ine toz kondurtmaz!)

GÜNÜN KİTABI
(Kemal Kılıçdaroğlu’nun âcilen okuması harâretle tavsiye olunur):
“-Apartman Yöneticisinin El Kitabı (Yazan: A. Nevzad Odyakmaz, Alfa Yayınları; 343 sayfa, ciltsiz, 2. hamur, karton kapak, boyut: 14cmx20cm, özgün dili: Türkçe)!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye,
04 Temmuz 2010 Pazar
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453159

 

xxx

 

İğnelik

BAYKAL’IN BİR GÜNÜ

Kılıçdaroğlu‘nun Antalya ziyaretine katılmayan Deniz Baykal, bu geziden bir-iki hafta önce memleketinde nabız yokladı. CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan ile CHP İl Başkanı Özer Ülken‘in, sabah kendisini evinden almasıyla -kaset ve istifa skandalından sonra ilk defa geldiği- Anatalya‘da güne hızlı başlayan Baykal; yolda, CHP Antalya milletvekilleri Tayfur Süner ile Atilla Emek‘i de bindiği minibüse aldı. Kırcami bölgesindeki Avcuoğlu Börek Salonu‘na giderek bir süre böreğin yapılışını, hamurun açılışını izleyen Baykal, bir yandan da çalışanlardan bilgi aldı. Beraberindekilerle börekçiden ayrılan Baykal‘ın, kulis çalışması ve yemek için seçtiği mekânın adı da, günün anlam ve önemine cuk oturuyordu:
“-Tapas Papas/Papa’s Tapas (Papazın yeri)!..”

Sefa Koyuncu-Türkiye,
03 Temmuz 2010 Cumartesi
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=453064

 

xxx

 

İğnelik

SAV KUKLA TİYATROSU

İğnelik‘e büyük ilgi gösteren ve Almanya‘dan sık sık telefonla arayan değerli okuyucum Malatyalı Kasım, “Kılıçdaroğlu‘na dokunma” diye de arada bir uyarıyor. Dokunmak mı? Ne haddime, Sevgili Kasım; bildiğin gibi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu milletvekili olduğu için zâten dokunulmazlığı var da; PKK terörünü görüşmek üzere bir gün önce, “Başbakan çağırırsa hemen giderim”, bir gün sonra -Önder Sav, kulağını mı çekti ne- “Asla gitmem, Başbakan benim ayağıma gelsin” diyen kişiye ne denir? Adını sen koy! ‘Binnaz’ şarkısını hatırlayan bir arkadaş, ‘Ciguli!’ diye bağırdı. Haydi bir ipucu da benden:
“-Üslubu beyan ayniyle insan (Konuşma biçimi, kişinin karakterini yansıtır)!..”

Sefa Koyuncu –Türkiye,
02 Temmuz 2010 Cuma
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=452956

 

 

İğnelik

> BİR HAFİFLİK DAHA

Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Başbuğ ile birlikte, 11 askerimizin şehid edildiği Gediktepe‘ye gitti. Niçin? Bölgeyi yerinde inceleyip, PKK‘ya karşı daha etkili tedbirler almak için. Bunu gören CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Ben de gideceğim, ben de...” diye tutturdu. Niçin? Efendim, Gediktepe’de Başbakan; Genelkurmay Başkanı ve diğer askerlerle birlikte siperde çömelmiş de, Kılıçdaroğlu gidip kameralara karşı -kahraman edasıyla- ayakta poz verecekmiş! Komediye bak! Mevkinin ismini bile doğru telaffuz edemeyip, Gediktepe yerine Gedikpaşa dedin; Sayın Kılıçdaroğlu, bırak Allah aşkına...
“-Milletin, bu maskaralıklar yerine uğraşacak çok daha ciddi işleri var!..”

Sefa Koyuncu – Türkiye,
30 Haziran 2010 Çarşamba
> sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=452733

 

 

İğnelik

> CHP BABİL KULESİ
Kılıçdaroğlu, Antalya gezisine (genel başkanlığa dönmek için fırsat kollayan) Baykal‘ın katılmamasını medyaya açıklamakta zorlandı. Mustafa Sarıgül‘ün, İstanbul büyükşehir belediye başkan adaylığı karşılığında parti kurmaktan vazgeçip, Kılıçdaroğlu‘na destek verdiği söyleniyor. Bu da demektir ki, Sarıgül, gözü kestiği an CHP genel başkanlığını zorlayacak. İddiaya göre, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Yunus Emre’nin istifası da Kılıçdaroğlu-Sav anlaşmazlığından kaynaklanıyor... Şimdi merak edilen şu:
“-Önder Sav; Deniz Baykal, Yılmaz Ateş ve Gürsel Tekin’den sonra Yunus Emre’yi de mi cebinden çıkartıp sokağa bıraktı!..”

Sefa Koyuncu – Türkiye,
29 Haziran 2010 Salı
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=452614

 

İğnelik

TÜY SIKLET POLİTİKACI

Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu için, “Konuşmalarına çok fazla dikkat etmiyor. Çok konuşuyor, ölçüsüz konuşuyor, tartmadan konuşuyor, karizması zedeleniyor, bir hafiflik içerisine giriyor” dedi ve ekledi: “Kendisine bir tavsiyem var; çok fazla konuşmasın ve sözlerini, ölçerek, tartarak, doğru olduğunu bildikten sonra konuşsun!” Arınç, CHP Grup Başkanvekili iken de Kılıçdaroğlu’na, şöyle demişti:
“-Ekranda kendisiyle tartışmam, bu bir sıklet ve denklik meselesi!..”

Sefa Koyuncu- Türkiye,
24 Haziran 2010 Perşembe
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=452050

 

 

İğnelik

> BAYKAL PARADOKSU

Daha önce de, PKK‘nın desteğini almak için, “Dağdan adam getirin, vekil yapayım” dediği iddiasıyla gündeme gelen Deniz Baykal; 2009 yerel seçimleri öncesi Diyarbakır‘a gidebilmek için, terör örgütünden izin istediği gerekçesiyle PKK‘nın sokak yapılanması (KCK) soruşturması iddianamesinde yer aldığını öğrenince, “Bırakın böyle saçma sapan işlerle uğraşmayı” demiş. Akıl verene bak!
“-Sayın Baykal, lüzumlu işlerle uğraşsaydınız, şu an CHP genel başkanıydınız!..”

Sefa Koyuncu – Türkiye,
22 Haziran 2010 Salı
sefa.koyuncu@tg.com.tr

http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=451827

 

 

 

Sefa Koyuncu kimdir?

http://groups.google.com.tr/group/sefa-koyuncu/web/sefa-koyuncu

0
0
0
Yorum Yaz