KADEHLER NİÇİN KALKIYOR?

2008-06-24 21:35:00

-Hiç merak ettiniz mi, dünyâ liderleri neye ve ne için kadeh kaldırıyor?

-Kerli ferli koca koca insanlar, bir masanın etrafında toplanıp “kadeh tokuşturuyor”.

-Devlet başkanları, başbakanlar, bakan ve bürokratlar, iş adamları, gerçekleştirdikleri önemli bir başarıyı veya yaptıkları bir anlaşmayı “içki içerek” güyâ kutluyor.

-Sonra ne oluyor?

-Balık baştan kokuyor!

-Toplumda alkol patlaması yaşanıyor!

-Liderlerini örnek alan kişiler, alkolikleşiyor.

-Gençler, “Alkol, kötü bir şey olsa benim devlet başkanım, başbakanım, bakanlarım, patronum içmez” diye düşünüyor.

-Gariplik bununla da bitmiyor!

-Kamuoyu önünde içki kadehi kaldıran devlet ve hükümet yöneticileri, üstelik bir de, “Gençlerin alkolün zarârlarından korunmasına dâir kanûn ve yönetmelikler” çıkarıyor, nasihâtlerde bulunuyor.

-Tabiî ki bu kanûn, yönetmelik ve nasihâtlerin hiçbir faydası olmuyor.

-Çünkü ortaya “perhiz ve lahana turşusu” fotoğrafı çıkıyor. 

-Bir de insanı dehşete düşüren fâcia görüntüleri…

-Ne dersiniz? Bu felâket karelerinden, hemen şuracıkta mini bir sergi düzenleyip, ülkeleri yönetenler için sergileyelim mi?

Dünyadan ürkütücü alkol manzaraları

*Bugün ABD’de alkol bağımlılığı halkın sağlığını tehdit eden, kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü kalemdir. Her sene 200 bin civarında alkolle bağlantılı ölüm olmaktadır. Ölümlü trafik kazalarının yarısından fazlasına alkollü sürücüler yol açar.

*Alkol tüketimi Avrupa’da, her yıl yaklaşık 600 bin kişinin ölümüne sebep oluyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, sadece Avrupa kıtasında yılda yaklaşık 600 bin kişi alkol tüketiminin sebep olduğu hastalıklar ve yaralanmalar sonucu hayatını kaybediyor.

*İngiltere’de yapılan bir araştırmada 14 yaşındaki gençlerin yüzde 72’sinin alkol kullandığı ortaya çıktı. 
         *Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre, Türkiye’de 4 milyon alkolik, 13 milyon da alkole meyilli kişi bulunuyor. Türkiye’de 1970 yılında kişi başına düşen alkol tüketimi 1.5 litre iken, bu rakam 1980 yılında 6 litre, 1995 yılında ise 15 litreye, günümüzde ise 20 litreye ulaştı.

*Türkiye’de bir felâket olan trafik kazalarının yüzde 65’ine alkolün sebep olduğu bir gerçektir. Onbinlere ölü, yüzbinlerce yaralı ve trilyonlarla ifâde edilen maddî hasar, alkollü vâsıta kullananların verdiği zarardır. Alkol yüzünden Türkiye’de ölenlerin sayısı 200 bindir…

-Daha yüzlerce, binlerce misâlle uzatılabilecek alkol fâciası haberlerini, kadeh kaldıran, kadeh tokuşturan devlet büyükleri görmüyor, bilmiyor mu?

-Biliyorlarsa bu insanlığı uçuruma sürükleyen ilkel geleneği niçin devâm ettiriyorlar?

            Eski Yunan’dan kalma bir ilkellik!

Eski Yunan ve Roma’da bir kişinin düşmanını yemeğe dâvet edip onu öldürmek için zehirli içki sunması, sık başvurulan bir yoldu. Bu sebeple ev sâhibi, içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için, “kadehini havaya kaldırır” ve misâfirinin, içkisinden bir miktârını kendi kadehine dökmesini isterdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek, birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi. Bâzen de misâfir ev sâhibine güveninin tam olduğunu belli etmek için, bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, “kadehini” yavaşça onun bardağına vurur, yâni “kadeh tokuşturulur” du. Duyulan “çın” sesi güyâ bir güven ifadesi kabul edilirdi…

-Günümüzde de devlet büyükleri, birbirine güveni bu ilkel gelenekle mi sağlıyor?

-Lise yıllarından hatırlıyorum da, Ömer Bayın’ın Organik Kimyâ kitabında, “Alkolün pek az bir mikdârının bile vücut makinesini harâb ettiği, zararlı etkilerinin de nesilden nesile geçtiği” bildiriliyordu.

-Devlet büyükleri kadeh tokuşturmak sûretiyle, sâdece içki içilmesine ön ayak olmakla kalmıyor, ayrıca bu musîbetin ticâretini de yapıyor?

Bir milletvekilinin dediği gibi, “Alkollü içkilerin satışlarından dolayı devletlerin kasasına bir miktar para girdiği biliniyor. Ancak, alkolün sebep olduğu problemler, getirdiğinden daha fazlasını götürmektedir. Her yıl sâdece bir tek âile bile içkiden dolayı parçalanıyorsa veya hayâtını kaybediyorsa, devletin, içkiden gelen parayı kâr saymaması gerekir. Değil bir âile, her yıl binlerce aile içkiden boşanıyor, binlerce insan hayâtını kaybediyor. Trafik kazâlarının, en insaflı bir tahminle, dörtte, hatta beşte 1’inin sarhoşluktan ileri geldiğini kabul etsek bile, sâdece trafik kazâlarının mâliyeti, içkiden geldiği zannedilen kârı silip götürmektedir”.

-Genetik intikâl yoluyla, nesillerde zekâ geriliğine, şuur kaybına yol açması da cabası!

Otomobil yarışında şampanyanın işi ne?
 

-Formula 1, bir spor mu?

-Sporsa, yarış sonunda şampanya patlatmanın âlemi ne?

-Bu davranış, sporcuları ve gençleri alkol kullanmaya teşvik etmiyor mu?

-Bu berbat geleneği, Fransız şampanya üreticileri reklâm maksatlı başlatmamış mıydı?

           Formula 1 dünya şampiyonasının ilk defa düzenlendiği 1950 yılında, Fransa Grand Prix'i, Champagne bölgesinin merkezi Reims'de yapıldı. Şampanya üreticisi olan Paul Chandon de Moet ve kuzeni Kont Frederic Chandon de Brailles, yarışın birincisi Arjantinli  pilot Manuel Fangio'ya, reklâm olsun diye bir "jereboam" hediye ettiler. Jereboam üç litrelik dev bir şampanya şişesiydi.
           Bu, sonraki yarışlarda da tekrarlandı ve şampiyon pilotlara şampanya armağan etmek gelenek haline geldi.
           İlk şampanya olayından 16 yıl sonra, Le Manş yarışının grup birincisi Jo Siffert, şampanya şişesini elinde sallarken, birden şişenin tapası patladı ve olanlar oldu. Podyumun dibindeki herkes, şampanya banyosu yaptı. 1967 yılında, yarışın birincisi Dan Gurney, şampanya duşunu bu defa bilinçli bir şekilde tekrarladı. O yıllardan beri pilotlar, dev şişeleri sallayıp birbirlerini şampanya ile ıslatmayı gelenek haline getirdiler...

-Bu özendirici görüntüler dünyanın kaç bucağında, kaç gençlik grubu tarafından taklid edilerek aynen tekrarlanıyor, kim bilir?

-Sonra da alkolik sürücü ve sporcu manzaraları kaçınılmaz hâle geliyor.

-Tıpkı bir vakitler, millî basketbolcu Kerem Tunçeri ile Kaya Peker’in başına gelenler gibi…

            “Basketbol Millî Takımı'nın 12 dev adamından Kerem Tunçeri ile Kaya Peker ve Tunçeri'nin ağabeyi Kemal Tunçeri, eğlenmek için gittikleri İzmir Çeşme Ilıca'da saldırıya uğradı. Aldığı alkolden midesi bozulan Kemal, yolun ortasına kusunca, çevredeki pansiyonların sahipleri tepki gösterip, “Yolun ortasına niye kusuyorsunuz, serseriler!” diye bağırdı. Yaklaşık 75 kişilik bir grup, millî basketbolculara taşlı-sopalı saldırıda bulundu”.

-Soruyu tekrar edelim mi?

-Bütün bu dehşet tabloları ortada iken koca koca insanlar, devlet büyükleri, bürokratlar ve patronlar, kadehini neyin şerefine kaldırıyor?

-Kadehler, alkol yüzünden sönen ocakların, dağılan âilelerin, trafik kazâlarında ölenlerin, işlenen cinâyetlerin, uyuşturucu batağına düşen gençlerin, sokağa sürüklenen çocukların… şerefine mi kalkıyor?

-Yoksa Jacques Chirac’ın ifâdesiyle, “Kadınlara, atlara ve jokeylere mi?”

 

0
0
0
Yorum Yaz