OSMANLI HANEDANINA KARŞI SOYKIRIM SUÇU İŞLENDİ / Sefa KOYUNCU

2015-03-04 14:21:00
OSMANLI HANEDANINA KARŞI SOYKIRIM SUÇU İŞLENDİ / Sefa KOYUNCU |  görsel 1

Osmanlı hanedanının sürgün edilmesinin 90. Yılında, yaşadığımız bu güzel coğrafyayı bize yurt edinen ecdada gösterilen vefasızlığı düşünerek, yüreklerimiz bir kere daha yandı. Nasıl yanmaz ki, asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, dünyaya medeniyeti öğretmiş olan Osmanlı hanedanını yurdundan sürerek acı, gurbet ellerde vatan hasreti, acı, gözyaşı ve yokluk içerisinde sürünmeye terk ettik. Bu, Birleşmiş Milletler (BM) kriterlerine göre soykırım suçudur. Çıkarılan sürgün kanunuyla, Osmanlı hanedanı yok edilmek istenmiştir. Bu tespiti yapmalı ve vebalimizin ne kadar ağır olduğunun farkına varmalıyız.

SOYKIRIMI TANIMLAMA KRİTERLERİ

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Roma Statüsü'ne göre soykırımın tanımı 6. maddede yapılmaktadır. Bu maddeye göre soykırım, bir milletin, etnik, dini bir grubun veya bir ırkın tamamını veya bir bölümünü yok etmek amaçlı yapılan aşağıdaki davranışlardır:

(1) Grup üyelerini öldürmek;

(2) Grup üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek;

(3) Grup üyelerini bilerek tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak;

(4) Gruptaki doğumları kasıtlı olarak engellemek

(5) Grubun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek

Birleşmiş Milletler'in 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ne göre bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için, belirli bir insan topluluğunun; milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla tümünün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetinin bulunması gerekir.

Osmanlı hanedanının durumu bu kriterlerin “ 3. Grup üyelerini bilerek tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak” maddesine oturur. Yani, hanedana yapılan muamele resmen soykırımdır.

Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), geçmişe yönelik bu tür davalara bakmasa da biz vicdanımıza bakalım ve ecdada reva görülen muameleyi içimizde tescil edelim. Osmanlı tebası azınlıkların haklarının verilmesinin gündemde olduğu bu zamanda Osmanlı hanedanının haklarının verilmesini ve onlardan özür dilenmesini sağlayalım.

ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR

“Osmanlı hanedanına karşı soykırım suçu işlenmiştir” deyince hemen Ermeni soykırımı iddiaları akla gelebilir. Evet, Ermeni tehciri (yurt dışına çıkarma) vardır. Ancak Ermeni tehciri savaş şartlarında olmuş ve yurt dışında gidecekleri yere kadar refakat edilmiş, yine Osmanlı topraklarında yerleşmeleri sağlanmıştır. Osmanlı hanedanı ise yurt dışına çıkarılarak, aç biilaç ölüme terk edilmiştir. Aradaki farkı iyi kavramak lâzımdır.

Ayrıca Osmanlı, Ermeni tehcirini, savaş şartları içerisinde, kendi toprakları içerisinde yer değiştirme şeklinde yapmıştır. Osmanlı hanedanı sürgünü ise savaş bitip TBMM kurulduktan sonra icra edilmiştir.

SOYKIRIM NEDİR?

BM’nin tarifine göre, soykırım, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum ya da başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda önemli sayıda ve düzenli biçimde yok edilmeleridir. Tam tanımı soykırım konusunda çalışan akademisyenler arasında değişim gösterse de, 1948’de Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde (SSECS) hukuksal bir tanımı bulunmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi; grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması; [ve] çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi.” şeklinde tanımlar.

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçları ve saldırı suçlarına bakan uluslararası bir mahkemedir. 1 Temmuz 2002 tarihinde kurulmuş ve 11 Mart 2003 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Mahkeme binası "Ev Sahipliği Anlaşması" yaptığı Hollanda'nın Lahey kentinde bulunmaktadır.

HANEDANIN SÜRGÜN EDİLMESİNE DAİR TBMM’DE ÇIKARILAN KANUN

 Hanedan-ı Osmani'nin Türkiye Cumhuriyeti Memalik-i Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun Maddesi:

Kanun Numarası: 431

Kabul Tarihi: 3 Mart 1924

Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 6 Mart 1924

Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 63

Abdülmecid Efendi ve saltanat ailesi mensuplarıyla birlikte çoğunluğu Osmanlı Hanedanı üyesi olmak üzere toplamda 155 kişi yurtdışına çıkarılmıştır.

UCM, GEÇMİŞE YÖNELİK DAVALARA BAKMIYOR

UCM, “84. Dersim, Kahramanmaraş ve Çorum olayları ve benzerleri ile 12 Eylül darbesi sorumluları UCM’ye götürülebilir mi?” sorusunu şu şekilde cevaplıyor:

“UCM’nin zaman bakımında yetki (ratione temporis) kuralları gereğince mahkeme, 1 Temmuz 2002 tarihinden önce işlendiği iddia edilen suçlara bakamaz. Kaldı ki henüz Türkiye, UCM’ye taraf bir Devlet değildir.

Dolayısıyla bu olayların, her ne kadar unsurları bakımından insanlığa karşı suçlar ya da diğer suç kategorileriyle ilişkileri tespit edilse bile, faillerinin bulunup UCM’de yargılanmaları gerçekçi görünmemektedir. Dersim olayları özelinde, UCM’de sadece gerçek kişiler yargılanabileceği için 1937 yılında yaşanmış bazı olası suçların yaşayan faillerini bulabilmek de ayrı bir sorunu oluşturmaktadır. Tüm bu sorunlara karşın, bu konuların Türkiye gündemine gelerek tartışılması fayda sağlayacaktır. Bir an için UCM’de yargılama yapılabileceği kabul edilse bile, bu durumdan daha iyisi, tamamlayıcılık ilkesinin de bir gereği olarak Türkiye’nin kendi yargılama sisteminin içinde bu davaların çözümlenmesidir. Böyle kadim sorunlarını kendi yargı sistemi içinde çözebilen bir Devlete uluslararası yargı makamları müdahale edemez, ancak yardım eder, destek olur. Tamamlayıcılık ilkesinin konuluş amacı, UCM ve uluslararası ceza hukukunun da istediği budur.” (ucmk.org.tr)

Osmanlı hanedanının durumu da bu çerçevede ele alınmalıdır.

16
0
0
Yorum Yaz